Hastanemizde Genel Cerrahi ünitemizde uzman
hekimlerimiz ve nöbetçi hekim kadromuzla 24
saat hizmet verilmektedir.
Genel Cerrahi Bölümünde :
- Herniler (Fıtıklar): Karın duvarındaki zayıf kısımlardan, karın içi organların dışarı çıkmasına fıtık demekteyiz. Fıtıklar karın duvarında bulundukları yere göre isimlendirilirler. Kasık fıtığı, göbek fıtığı,
eski ameliyat yarasından çıkan kesik fıtıkları gibi. Fıtık yeni doğan çocuktan itibaren tüm yaşlarda görülür. Daha çok ileri yaşlarda olmakta ve uzun süren öksürük, kabızlıklar ve ağır işlerde çalışmak fıtık oluşmasını kolaylaştırmaktadır. Fıtık tedavisi cerrahidir, amaç karın duvarındaki zayıf yerin (deliğin-defektin) kapatılmasıdır. Bu amaçla;
a) Anatomik Tamir: Defektin küçük olduğu durumlarda vücudun kendi dokuları ile tamir edilmesidir.
b) Yama Konulması: Defekt büyükse, hastanın kendi dokuları ile tamir etmek aşırı gerginlik yapacak ise yama ( Prolen Mesh ) ile tamir edilmesi uygun olmaktadır.
c) Kapalı ( Laparoskopik) Tamir: 3 veya 4 delikle karın içine girip defekt içeriden yama ile kapatılmaktadır.
Hastanın yaşı, genel durumu, diğer hastalıkları (kalp-tansiyon-şeker gibi) fıtığının yeri ve büyüklüğü göz önüne alınıp her hastaya göre en uygun ameliyatı planlayıp fıtığı tamir etmekteyiz.
- Safra Kesesi Taşları: Sırta vuran karın ağrıları, şişkinlik ve hazımsızlık, bulantı ve kusma ile kendini gösteren safra kesesi taşlarının tedavisi de cerrahidir. Safra yağlarının emilmesi için lazım olup yağlı gıdalar yediğimizde, safra kesesi içine biriktirilen safrayı barsağa boşaltır. Fakat taş olması nedeniyle safranın boşaltılamaması durumunda karın ağrıları başlar, daha sonra karında gaz ve şişkinlik olmaya başlar. İçinde taş oluşmaya başlamış safra kesesi artık hasta olup, cerrahi olarak içindeki taşlarla birlikte çıkartılması gerekmektedir. Bunun için açık ve kapalı diye adlandırılan 2 tür safra kesesi ameliyatı vardır.
Hastanemizde açık ve kapalı safra kesesi ameliyatları yapılmaktadır.
- Hemoroidler: Hemoroidler anüsün hemen iç kısmında yer alan damarlardır. Uzun süren kabızlıklar ve tuvalette çokça ıkınmak, damarlara basınçla kan dolmasına ve damarların genişlemesine yol açmakta ve genişleme giderek artınca damarlar makat dışına kadar çıkmakta ve ufak bir zorlama ile kanamaya başlamaktadır.
Hemoroidlerin tedavisi başlangıçta tıbbi tedavi olmakta fakat kanama ve ağrı şikayetlerinin çok artması ve ilaçlara cevap vermemesi halinde cerrahi olarak çıkartılmaları gerekmektedir.
Bu amaçla;
a) Cerrahi olarak genişleyen damarların dibinden bağlanıp kesilmesi,
b) Lastik band ile genişleyen damarları dip tarafından sıkıştırıp boğulup kendinden düşmelerinin sağlanmasıyla,
c) Lazer ve kızılötesi ışınlarla damarların yakılarak dağlanıp iptal edilmesi,
d) Longo yöntemi ile anüs içindeki damarlara çepeçevre zımbalama yapılıp damarların kesilip çıkarılması sağlanmaktadır.
Hemoroidal Hastalıkta en uygunu başlangıçta farkına varıp erken dönemde lifli gıdalarla beslenip kabızlığı ve ıkınmayı engelleyerek hastalığın ilerlemesine mani olmaktır.
- Anal Fissür (Çatlak): Yine kabızlık ve zorlanmaya bağlı oluşan anüste oluşan küçük yırtıktır. Dışkılama sırasında oluşan ağrı ve zaman zaman kanama ile belli olur, başlangıçta ağrı hemen geçer fakat ihmal edilip tedavi edilmez ise yara giderek büyür, kapanmaz ve dışkılama sırasında başlayan ağrı saatlerce devam eder, ancak ameliyat ile düzeltilmesi gerekir.
- Meme Hastalıkları: Görevi bebek için süt imal etmek olan meme dokuları, adet gören tüm hanımlarda sürekli gelişen yenilenen ve çocuk için hazırlanan bir organdır. Her adet döneminde çocuk olacakmış gibi süt yapan keseciklerde ve süt kanallarında büyüme ve gelişmeler olmaktadır. Bazen aşırı büyüme sonucu meme dokusunda kist ve kitleler oluşmaktadır. Hanımlarda adet öncesi meme dokularındaki gerginlik, dolgunluk hissi ve ağrılar olması ve adet sonrası hemen düzelmesi tamamen hormonal ve normal bir olaydır, fakat memelerdeki şişlik ve sertliklerin düzenli takip edilmesi gereklidir, özellikle son yıllarda meme kanserlerinde olan artışı önlemek ve erken tanı için, hanımların her adet sonrası kendilerini muayene etmeleri ve şüphelendikleri birşey varsa hemen doktora başvurmaları gerekmektdir. 40 yaşından sonra yıllık Meme Ultrasonografisi ve Mammografi ile takiplerde ihmal edilmemelidir.
Memede ele gelen veya Ultrasonografi ve Mammografi ile tespit edilen kitlelerin biopsi ile cerrahi olarak çıkarılmaları ve patolojik olarak incelenmeleri gerekmektedir.
- Tiroit Hastalıkları: Tiroit bezi denilen organ herkeste olup nefes borusunun ön kısmında yer almaktadır. T3 ve T4 denilen iki hormon imal etmektedir, bu iki hormon başta kalp çalışması olmak üzere tüm metabolizmanın çalışmasını düzenlemektedir. Bu nedenle bu hormonların kandaki seviyelerinin az olması da çok olması da hastalık nedenidir. Ayrıca tiroit dokusununda nodül denilen şişlikler oluşmaktadır, nodüller masum olduğu gibi kanser de görülmektedir. Bu nedenle nodül tespit edilmesi durumunda İİAB denilen iğne ile yapılan biopsi ile nodüllerden parça alınmakta ve kanser olup olmadığı araştırılmaktadır.
Tiroit ameliyatları komplikasyonları (ses kısıklığı-kalsiyum eksikliği-sürekli ilaç kullanılması-yutma güçlükleri gibi) en fazla olan ameliyatlardan biridir. Bu nedenle ameliyat kararı verilirken çok iyi araştırılması ve gerekli ise yapılması hasta açısından komplikasyonların önlenmesinde iyi olacaktır.
- Mide Hastalıkları: Yakın zamana kadar mide ülserleri cerrahi olarak tedavi edilirken son yıllardaki ilaçlarla çok iyi ülser tedavisi yapılması, ülser ameliyatlarının sayısını çok azaltmıştır. Ama Delinme-Kanama-Pilor darlığı gibi ülser komplikasyonları hala cerrahi olarak tedavi edilmektdir. Son zamanların moda hastalığı Reflü ( yemeklerin mideden yemek borusuna geri gelmesi) öncelikle tıbbi tedavi denenmekte, başarılı olmadığında ve mide fıtıkların da cerrahi olarak hastalık düzeltilmektedir.
- Pilonidal Sinüs (Kıl dönmesi): Özellikle 20' li yaşlarda görülen, kuyruk sokumunda (sakrum) olan içi kıl ile dolu kistik bir hastalıktır. Kist zaman zaman iltahaplanır ve şişer apse halini alır; daha sonra apse boşalır yara kapanır veya akıntısı devam eder. Apseleşmeler devam ettikçe cilt altından çevreye yayılır ve birkaç delik halinde akıntılar devam eder. Tedavi cerrahi olarak içi kıllarla dolu kistin çıkarılması ve yara iyileştikten sonra yara ve çevresinin kıllardan sürekli temizlenmesi gerekmektedir. Kıllar genelde dışarıdan içeri girmektedir ve bu nedenle bu hastalık tekrar etme olasılığı çok yüksektir.
Genel Cerrahi bölümü uzman hekimlerimiz tanı ve tedavi amaçlı başvuran tüm hastalara kapsamlı bir tıbbi sorgu ve muayene sonrasında gerekli süreçleri planlamakta, ihtiyaç halinde diğer branş hekimleri ile multi-disipliner bir yaklaşım içinde değerlendirmelerini yaparak hizmetlerini devam ettirmektedirler. Genel Cerrahi muayenesinde tanısı konulmuş bazı hastalıklar lokal anestezi ile hemen tedavi edilebilmektedir. |