|
Bundan sonra da kanımızda bu mikrobu tanıyan
hücreler kalır. Tekrar ayni mikropla karşılaşınca
onu tanıyan hücrelerimiz hızla artışa geçerek
hemen o mikropları bertaraf eder. Bu mekanizma
ile geçirilen bazı hastalıkları tekrar geçirmemiz
önlenmiş olur. Ayni olayı yani mikropları
tanıyan hücreleri hastalığı geçirmeden oluşturmak
için aşılama işlemi yapılmaktadır. Buna
da tıp dilinde aktif edinsel bağışıklık
deniliyor. Aşılamada amacımız kanda hastalık
mikrobunu tanıyan, onunla karşılaşınca onu
bertaraf edebilen hücreleri hastalığı geçirmeden
sahip olmaktır. Aşılamanın bu kolaylığı
yanında her hastalık her zaman zararsız
bir şekilde geçirilemez, bazen hastalık
çocuk felci örneğindeki gibi kişiyi öldürebilir
veya sakat bırakabilir. Hiçbir hastalığı
geçirmek aşılanmaktan daha zararsız ve hafif
olamaz.
Aşının Etkisiz Kaldığı Durumlar :
Aşılarda anlaşılması gereken diğer bir konu
da oluşturulması istenilen bağışıklık her
zaman kesin değildir. Yani bir kişi aşılanmış
olmasına rağmen hasta olabilir. Bunun olmaması
için bir çok özelliğin bilinmesi gereklidir.
Bunları maddeler halinde inceleyelim.
1 - Her aşının kendi özelliğinden,
üretiminde kullanılan teknolojiden kısaca
kalitesinden gelen bir koruyuculuk yüzdesi
vardır. % 100 yakın koruyuculuğu olan aşılar
olduğu gibi % 60 civarında da olanlar vardır.
2 - Aşıların istenen etkiyi sağlayabilmesi
için belirli bir program doğrultusunda yapılması
gereklidir. Bu programlar yapılan araştırmalar
sonucunda zaman içersinde bazı değişiklikler
gösterebilir veya her ülkenin kendi özel
konumundan dolayı farklılıklar olabilir.
Bazen bilgisizlikten, bazen ticari amaçlarla
bazen de kişinin özel durumundan kaynaklanan
sebeplerle programlar değişebilir. En doğru
program yoktur. Bilimsel olarak günümüzün
en yeni bilgileri ve kişinin durumuna uygun
programlar ayni amaca ulaşmak için uygulanmalıdır.
3 - Aşıların üretimden kişiye yapılmasına
kadar geçen süre içersinde kuralına uygun
şekilde taşınmalı ve saklanmalıdır. Bu +2
ila +8 derecelik ısı ortamının korunmasıdır.
Bu sürecin herhangi bir aşamasında soğuk
zincir denilen sistem korunamazsa aşı etkinliğini
yitirir. Örneğin bir eczaneden satın alınan
aşı soğuk zincir içersinde, ortam ısısı
korunarak taşınmadığı takdirde etkisizleşecektir.
Kutunun üzerinde yazılı olan son kullanma
tarihi kuralına uygun şekilde saklandığı
takdirde geçerlidir.
4 - Aşılar kullanılacak koşullara
göre üretilirler. Yani ayni anda çok sayıda
kişiye aşı yapılacaksa toplu ambalaj yapılır.
Bu birim maliyeti düşürmek içindir. Küçük
bir şişeye 20 veya 50 doz gibi miktarlarda
konulur. Küçük bir şişede bu kadar doz aşı
olması taşıma, saklama gibi kolaylıkları
yanında fiyat yönünden oldukça avantajlıdır.
Bu şekildeki aşılar Sağlık Ocağı, Ana-Çocuk
Sağlığı Merkezi gibi ayni anda çok sayıda
kişiyi aşılama kapasitesine sahip birimler
içindir. Fakat bu aşıların özelliği şişesi
açıldıktan sonra birkaç saat içersinde tüketilmeleri
gerekmesidir ve belirli bir süre (Genellikle
4 - 8 saat) içersinde tüketilmese de imha
edilmelidir. Aksi takdirde etkinliği kaybolmaktadır.
Kısa sürede çok sayıda kişiyi aşılama imkanı
bulunmayan yerler için de genellikle tek
dozluk (bazen 5 dozluk) aşılar mevcuttur.
Fakat bunlar fiyat açısından diğerleri kadar
ekonomik değillerdir. Bilgisizlik veya ticari
nedenlerle kurallara uyulmaması aşıların
etkinliğinin yok olmasına sebep olabilir.
5 - Aşı yapılacak kişinin sağlık
yönünden aşı yapılmaya uygun durumda olması
gereklidir. Bazı tedaviler, hastalıklar
aşı yapılmasına engel oluşturur. Bazı aşılar
bu durumda istenilen etkiyi sağlayamazlar.
6 - Aşıların yapılma teknikleri vardır.
Bunlar hastaya uygulanması gereken şekilleri
içerir. Ağız yoluyla veya iğne ile cilt
içi, cilt altı ve adale içi uygulanır. Tekniğine
uygun yapılmayan, yani cilt içi yapılması
gereken bir aşının adale içersine yapılması
istenen etkinin sağlanmamasına hatta istenmeyen
etkilere yol açabilir. Hatta adale içi yapılacak
olan aşılarda omuz veya kalça adaleleri
arasında bile etki farklılıkları vardır.
7 - Bütün aşıların belirli dozları
vardır. Yani kişiye göre verilmesi gereken
miktarlar değişiklik gösterir. Uygun miktarda
yapılmamış olması aşının istenilen koruyuculuğun
sağlanmamasına yol açabilir.
8 - Aşı uygun yapılmasına karşın
etkisizleşebilir. Ağızdan verilen Polio
(Çocuk Felci) aşısı klora karşı dayanıksızdır.
Aşıdan kısa bir süre sonra su içirilmesi
veya beslemek aşıyı etkisiz hale getirir.
Bu anlatılanlar aşıların yapılmasına karşın
yeterli koruyuculuğun sağlanmamasının nedenlerini
açıklamaya yönelik bilgilerdi. Bunların
yanında aşılar hakkında bilinmesi gereken
başka konular da vardır.
Bunlar;
1 - Kişiler bulundukları ülkenin
gerçeklerine göre aşılanırlar. Aşılamalar
ülkelere göre değişiklikler gösterir. Bazı
ülkelerde bazı hastalıklar hiç görülmediği
için aşısı da yapılmamaktadır. Bazı ülkelerde
de belirli yörelere özgü hastalıklar vardır.
Kişiler aşılandıkları bölgeden başka bir
yere geçici veya kalıcı olarak giderken
bu durumu göz önünde bulundurmalıdır. Ülkemiz
için önemli olan Verem, Boğmaca aşıları
bir çok ülkede yapılmamaktadır.
2 - Kişiler aşısını olmadıkları hastalıklara
karşı aşılı olduklarını sanmaktadır. Bu
genellikle sağlık personelinin insanlara
doğru bilgi vermemesinden kaynaklanmaktadır.
Sanıldığından çok daha sık olan bu durumu
örneklersek daha iyi anlaşılacaktır. Gerçek
adı HIB (Heamufiluz Influenza Tip B) olan
aşı sağlık personeli tarafından menenjit
aşısı olarak isimlendirilmekte ve maalesef
herkes tarafından da öyle bilinmektedir.
Aslında menenjit aşısı ismi net olarak yanlış
da değildir ama menenjit aşısı olarak başka
aşılarda vardır, Meningokok aşısı gibi.
Ayrıca menenjit hastalığı meningokok, tüberküloz,
virüsler gibi değişik etkenler sonucunda
oluşur. HIB aşısı kendi adı ile anılmalıdır.
Çocuğuna HIB aşısı yaptırmış olan bir anne
çocuğunun gittiği okulda menenjit hastalığı
(Örneğin Meningokoksik menenjit ) görülmesi
üzerine çocuğuna aşısını yaptırdığını düşünerek
çok rahat etmekte bunun yanında ayni okuldan
bir başka çocuğun annesi de panik halde
gidip menenjit aşısı olarak HIB aşısını
çocuğuna yaptırmaktadır. Bu iki anne de
yanlış bilgilendirme sonucu yanlış yapmaktadır.
( Bu konuda detay bilgi her aşının açıklamasında
anlatılacaktır)
3 - Diğer bir yanlış bilgilendirme
de aşı yapılan yerlerden kaynaklanmaktadır.
Çocuğunu aşılatmak için bir yere düzenli
olarak götüren anneler net olarak hangi
aşıların yapıldığını bilmemektedirler. Bir
gün onlara çocuklarının bütün aşılarının
bittiği bildirilmekte ve anne de gönül rahatlığı
ile gerçekten çocuğunun tüm hastalıklara
karşı aşılandığını sanmaktadır.
a) Birinci olarak her aşı yapılan
yerde mevcut olan her aşı yapılmamaktadır.
Örneğin Kamu Sağlık Kuruluşlarında Kabakulak,
Kızamıkçık gibi bir çok aşı yapılmamaktadır.
Sağlık Bakanlığı hemen hemen her yıl hangi
aşıların, hangi program ile yapılacağını
genelgeler yoluyla bildirir. Bir takım nedenlerle
aşılar ve uygulamalarında değişiklikler
olmaktadır. Bu durum diğer ülkelerde de
böyledir. Bazı aşıların tekrar dozları kaldırılmakta
veya zamanı değiştirilmekte (Kızamık gibi)
veya yapılan bir aşı yapılmamaya başlanmaktadır
(Bir yaşından büyük çocuklara ve erişkinlere
Hepatit-B gibi). Bazı aşılar ise bu güne
kadar hiç yapılmamıştır ( MMR, Hepatit-A,
Suçiçeği gibi).
b) Bazı hastalıkların aşısı olmadığı
halde anneler aşısını yaptırdığını sanmaktadır.
Kızıl hastalığına yakalanan çocuğun annesi
nasıl olup da aşıya rağmen çocuğun hastalığa
yakalandığını anlamakta zorluk çekmektedir.
4 - Bazı durumlar aşı yapılmasına
engel oluşturmadığı halde yanlış bilgilerle
aşılama ertelenmektedir. İshal, ateşli veya
ateşsiz üst solunum yolu enfeksiyonları,
önceki aşılamada hafif ve orta şiddette
lokal reaksiyon, antibiyotik tedavisi gibi.
Ateşli başka hastalıklarda veya sonrasında
aşının yapılması veya ertelenmesi şikayetlerin
şiddetine ve hastalığın özelliğine göre
değişir. Hafif bir hastalık sırsında aşı
yapılması, aşının etkinlik ve güvenirliğini
azaltmaz. Keza ağır olmayan ishal ağızdan
felç aşısı için de engel oluşturmaz.
5 - İmmün sistemi yetersiz veya baskı
altında olan kişilere aşı ya hiç yapılmamalı
ya da çok dikkatli olunmalıdır. Bu durum
doğumsal olabilir veya HIV (AIDS) enfeksiyonu,
lösemi, lenfoma, genel habis hastalıklar,
radyasyon veya steroid kullanımına bağlı
olabilir. Günümüzde en sık steroid kullanımları
sorun olmaktadır. Bazı böbrek veya allerjik
hastalıklar nedeniyle kortizon kullanmakta
olan çocuklara aşı kampanyası veya başka
bir nedenle aşı yapıldığında problemlerle
karşılaşılmaktadır.
6 - Premature bebeklerin aşılanması:
Doğum ağırlığına bakmaksızın prematureler
zamanında doğmuş bebeklerle ayni program
ile aşılanmalıdırlar. Genel durumu iyi olan
prematurenin doğum ağırlığı, bölünmüş veya
azaltılmış dozlarda aşılamaya gerekçe olamaz.
Hepatit-B taşıyıcısı anneden doğan prematureler
hemen aşılanır. Taşıyıcı olmayan annelerinki,
kesin kural olmamakla birlikte 2000 gr civarında
başlanabilir.
7 - Aşı programı herhangi bir nedenle
aksaması halinde aşılamaya kalınan yerden
devam etmek gerekir. Tekrar en baştan başlanmaz.
Eskiden belirli bazı süreler aşıldığında
yapılmış aşılar yok sayılıp, tekrar başlanmakta
idi. Fakat bugünkü anlayışla aşılamanın
aksaması arzu edilmemekle beraber, kalınan
yerden devam edilmesi yönündedir.
Aşılar hakkında halk arasında yanlış bilinen
konular da vardır. Bunları bazen sağlık
personeli bile söylemiş olabilir. Bazen
de amaçlarının ne olduğunu anlayamadığımız
çevrelerden aşılar hakkında yanlış bilgiler
verilmektedir. Burada hatırlayabildiklerimi
yazacak olursam;
- Aşılar kısırlığa yol açar ( Kesinlikle
yanlış, böyle bir şey mümkün değil)
- Hastalığı geçirmek aşı olmaktan daha iyidir.
( Ölmez, sakat kalmaz, hastalığı geçirmenin
tüm zorluklarına da katlandıktan sonra ayni
sonuca ulaşılır.)
- Aşılı çocuklar hastalığı aşısızlara kıyasla
daha hafif geçirirler ( Kısmen doğrudur,
aşının amacı hastalığın hiç geçirilmemesidir.
Ama kanda yeterli antikor yoksa-hastalık
mikrobunu tanıyan hücreler- bunun seviyesine
bağlı olarak kısmete kalmış bir şekilde
değişik ağırlıkta geçirilir.)
- Aşılı olunsa da hastalıklar mutlaka geçirilir,
hatta mezarda olunsa bile kızamık dökülür
( Hayır, aşılama da yeterli antikor seviyesine
ulaşılmışsa hastalık geçirilmeyecektir)
Aşıların Yan etkileri
Aşılar sağladıkları büyük faydalara karşın
bazı yan etkilere de sahiptir. Bunlar hastalığı
geçirmeye kıyaslandığında çok daha hafiftirler.
Çok nadiren ağır yan etkiler oluşabilir.
Bu ağır yan etkiler bazen vücudun aşırı
duyarlılığından kaynaklanmakta bazen de
aşının içersindeki mikrobun (Antijen) özelliğinden
dolayıdır. Yan etkiler her aşının kendisine
ait bölümlerde detaylı anlatılacaktır. Burada
genel olarak değinilecek olursa; yan etkiler
sık değildir ama bu yan etkilerin içersinde
sıklıkla lokal etkiler ön plandadır, enjeksiyon
yerinde hassasiyet, ağrı, sıcaklık artışı,
kızarıklık ve vücutta ateştir. En ağır olan
yan etki ise ansefalit denilen menenjite
benzer bir tür beyin iltihabının oluşmasıdır.
Bu olay dünyada sayılı vakada oluşmuş, çok
kesin olarak sebebi de ortaya konulmamış
olaylardır. Bu durumdan bazıları aşıdaki
antijeni (aşıların hazırlanmasında kullanılan
mikrop) veya aşının diğer bileşenlerini
sorumlu tutmuşlar bazıları da yapılma hatasına
(deri altı-adale içersine yapılacağına damara
denk gelip hemen kana karışmasına) bağlamışlardır
|